Futbol dünyasındazellikle de taraftarların gönül verdiği kulüplerin transfer tercihleri söz konusu olduğunda. Türkiye’nin en köklü kulüplerinden biri olan Beşiktaş da, zaman zaman taraftarları arasında büyük tartışmalara yol açan transfer kararlarıyla gündeme geliyor.
Son dönemde, bazı futbolcuların seçilmesinde adaletin tam olarak gözetilmediğine dair yorumlar artmaya başladı. Taraftarlar, sadece “Beşiktaşlıyım” demenin bile bir futbolcuyu transfer listesine sokmak için yeterli hale geldiğini düşünüyor. Bu durum birçok kişi tarafından sorgulanıyor: Gerçekten de sadece Beşiktaş taraftarı olduğunu söyleyen bir oyuncuya bu kadar kolay forma verilmesi doğru mu?
Örneğin Orkun… Onun çocukluğundan beri Beşiktaşlı olduğu biliniyor ve birçok kişi bu bağlılığının, transfer sürecinde kulübün kararını etkilediğine inanıyor. Her ne kadar bir Beşiktaş sevdalısını takımda görmek güzel olsa da, bu tercih yetenekten mi kaynaklıydı, yoksa duygusal bir bağdan mı?
Taraftarların büyük bir kısmı, bu tür kararların futbolun gerçekleri yerine duygularla alındığını düşünüyor. Hatta deniyor ki: Orkun Türk olmasaydı ya da Beşiktaş’a olan sevgisini bu kadar açık dile getirmeseydi, kulüp bu transfer için aynı çabayı gösterir miydi? Gerçekçi olmak gerekirse, Orkun’un istediği maaş verilmeseydi, muhtemelen o da bu formayı giymezdi.
Geriye dönüp bakıldığında, bazı taraftarlar Orkun yerine alınabilecek daha verimli ve performansı yüksek oyuncuların olduğunu savunuyor. Duygular elbette futbolun ayrılmaz bir parçası; ancak bir kulüp, başarı istiyorsa kararlarını sahadaki performansa göre vermeli. Beşiktaş’ın da bundan sonra transfer politikalarında bu hassas dengeyi gözetmesi gerektiği ortada.
Leave a Reply